:
Doğu Anadolu'dan, Habib Baba
isimli bir şahıs, 4.Murad devrinde, gemiyle Hacca gitmek için İstanbul'a
gelmiş.
Fakat ne yazık ki, Hacca giden gemiye yetişememiş. "Bunda da
vardır bir hayır" demiş içinden... Aylarca yol aldığından toza toprağa
batmış, yaralar içinde kalmış, uyuz olmuş. Memleketine dönmeden önce
güzelce bir yıkanıp temizlenmek amacıyla bir hamama
gelmiş.
Yıkanmak
istediğini söylediği hamamcıdan red cevabını
alınca sebebini sormuş.
-
Büyük Sultan Murad Han'ın vezirleri vardır
hamamda. Kimseyi almamam için emir
verdiler, diye cevaplamış
hamamcı.
Yıkanmadan bu uyuz illetinden
kurtulamayacağını bilen
Habib Baba, adeta yalvarmış hamamcıya :
- İzin ver
evladım, bir köşede
yıkanıvereyim. Kimseler farketmez beni.
Hamamcı,
yaşlı adamın
ısrarlarına dayanamamış, vezirlere görünmeden
yıkanması için
sıkı sıkı tembihte bulunduktan sonra içeriye
almış.
Biraz sonra,
hamama, tebdil-i kıyafet, Sultan 4.Murad Han'da gelmiş,
yıkanmak istediğini
söylemiş. Hamamcı aynı şekilde, tanıyamadığı bu
gence de durumu
anlatmış, içeri alamayacağını söylemiş.
Sultan'ın
ısrarları
hamamcıyı bir kez daha yumuşatmış, O'nu da sıkı sıkı
tembihledikten sonra, Habib Baba'nın yanına göndermiş.
Başlamışlar
beraberce yıkanmaya. Birbirlerine su döküyor, sırayla sırtlarını
keseliyorlarmış.
Bir ara 4.Murad ihtiyarın düşüncelerini öğrenmek
amacıyla sormuş:
- Sen de istemez miydin baba şöyle vezir olmayı? Baksana
koskoca hamamı kapatmış, gönüllerince yıkanıyorlar. Biz ise şu
daracık
alanda debeleşip dururuz.
- A be evladım, demiş Habib Baba.
Böyle vezir
olacaksında ne olacak? Şu dünyada öyle bir Sultana vezir
olacaksın ki, vezirlerinin
bile karşısında tir tir titrediği Sultana, senin uyuzlu
sırtını keseletsin...